Türk Yapısal Çelik Derneği Başkanı Selami Gürel, “Depremi engelleyemeyiz ancak depremin yapılarda ve şehirlerde yaratacağı yıkımı azaltabiliriz. Güvenli şehirleri depremden sonra değil, deprem olmadan önce inşa etmeliyiz. Bunun yolu, bugünden güvenli ve dirençli yapılar inşa etmekten ve mevcut yapı stokunu hızla dönüştürmekten geçiyor. Aynı şeyi yapmaya devam edip, farklı bir sonuç beklemek mümkün değil. Çelik yapıların avantajı çok net. Dünyanın 7., Avrupa’nın 2. büyük çelik yapı üreticisi olan bir ülke olarak, çelik yapılar ile sağlam, hafif, hızlı, güvenli ve sürdürülebilir yapılaşmaya geçmemiz mümkün. Bunu hayata geçirecek üretime ve yetkinliğe sahip bir ülkeyiz.
Çelik, geleneksel yöntemlere göre çok daha hafif bir malzemedir. Bina ne kadar hafifse deprem sırasında üzerine binen yük o kadar azalır. Bu bir tercih ya da tartışma konusu değil, mühendislik gerçeğidir.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın bu hafta açıkladığı verilere göre, 2012'den bu yana 2 milyon 761 bin bağımsız bölüm kentsel dönüşüm kapsamına alındı, bunun 2 milyon 378 bini tamamlanmış durumda. Bu büyük bir güç ancak önümüzde hâlâ büyük bir ihtiyaç var. Bu üretim kapasitesine, mühendislik bilgisine ve sanayi altyapısına sahip bir ülke olarak, kentsel dönüşümde çelik kullanımının artması için hepimiz üstümüze düşeni yapmalıyız.
Geleceğe ilişkin somut sorumluluklar almak zorundayız. İhtiyacımız olan, bu gerçeğe uygun şehirler ve yapılar inşa etmek. Kentsel dönüşümü hızlandırırken güvenlikten, sürdürülebilirlikten ve mühendislik kalitesinden taviz vermemeliyiz. Doğru tasarlanan ve doğru uygulanan çelik yapılar, bu dönüşümde güvenliğin önemli unsurlarından biri olacaktır. Çelik tercih değil, zorunluluktur. Yaşadığmız depremlerde kaybettiğimiz canlarımızı rahmetle anıyoruz. Onlara borcumuz, aynı kaybı bir daha yaşamamak için bugün harekete geçmektir.” dedi.